Yaşam
Büyükşehir teyakkuzda
Antalya Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde dün geceden bu yana etkili olan şiddetli yağış ve fırtına nedeniyle yaşanan olumsuzluklara tüm birimleriyle müdahale etti.

Antalya merkezi ve ilçelerinde fırtına ve şiddetli yağış hayatı olumsuz etkiledi. Antalya Büyükşehir Belediyesi, tüm ekipleri ile teyakkuzda kalarak, sorunlara müdahale etti. Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi başta olmak üzere, ASAT, Park ve Bahçeler, Tarımsal Hizmetler, Fen İşleri ekipleri görev başındaydı.
Fırtına ve sağanak yağış sonucu bazı ağaçlar devrildi. Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı ekipleri devrilen ve dalları kırılan ağaçlara kısa sürede müdahale etti. Devrilen ağaçlar can ve mal güvenliğini tehlikeye atmaması için kaldırıldı.
ASAT Genel Müdürlüğü gün boyu fırtına nedeniyle kopan yaprak ve atıklar nedeniyle tıkanan mazgalları temizleyerek, giderleri açtı. İş makineleri de taşkın olasılığı bulunan derelerde temizlik yaptı.
Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri 32 su baskınına müdahale etti. Su baskını yaşanan ev ve iş yerlerinden tahliye işleri gerçekleştirildi.
Genel
Antalya’da yaşayan günde 220 litre, turist ise 800 litre su tüketiyor

Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) işbirliğinde düzenlenen Tarım Gündem Programının konukları Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı ve Antalya Tarım Konseyi İcra Kurulu Üyesi Ali Top ile Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı oldu. Antalya Ticaret Borsası Basın Danışmanı Vahide Yanık’ın sunumuyla gerçekleşen programda, Dünya Su Günü öncesinde su varlığı ve tasarrufu konuşuldu.
SUYUN YÜZDE 2,5’İ İÇİLEBİLİR
Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı, yeryüzündeki suyun yüzde 97,5’inin tuzlu, yüzde 2,5’inin içilebilir su olduğunu belirtirken, “İçilebilir suyun önemli bölümü buzullarda ve yer altı sularında hapis olduğu için kullanılabilen su miktarı daha düşük sevilerde. Bu nedenle su stratejiktir. Su olmadan yaşam olmaz” dedi.
KADI KAÇIRAN YAĞMURLARI VARDI
İklim değişikliğinin kendisini sadece kuraklıkla göstermediğini, yağış rejiminin de değiştiğini belirten Karancı, bunun son dönemde yaşanan sellerle kendini gösterdiğini kaydetti. Karancı, “Antalya’da eskiden ‘kadı kaçıran’ diye tabir edilen yağmur dönemi vardı. Yağmur 40 gün 40 gece aralıksız ve verimli şekilde yağardı. Artık uzun sürede yağan yağışlar birkaç saat içerisinde bir bölgeye aşırı derecede düşüyor ve o bölgede sel felaketlerine neden oluyor” dedi.
SONDAJLARIN YÜZDE 90’I KAÇAK
Antalya’nın Türkiye’nin su potansiyelinin yüzde 9’una sahip olduğunu bildiren Karancı, son dönemde su varlığında ciddi azalma olduğunu söyledi. Antalya’nın ana içme suyu kaynağı Kırkgöz’den geçmiş yıllarda saniyede 15 metreküp su alınırken, şimdi su veriminin saniyede 3 metreküpe kadar düştüğüne dikkat çeken Karancı, Burdur ve Isparta’daki yağışların azalmasının Antalya’nın su kaynaklarını etkilediğini vurguladı. Kaçak sondajın su varlığını tehdit eden en önemli unsurlardan olduğunu kaydeden Karancı, “Antalya’da 100 bine yakın sondaj kuyusu var, bunun yüzde 90’ı kaçak. Ölçemediğimizi yönetemeyiz, sondajlardan ne kadar kaçak olduğunu bilmezsek suyu yönetemeyiz” diye konuştu.
SU MÜFETTİŞLİĞİ ÖNERİSİ
Suyun 8-9 bakanlığın yetkisinde olduğunu, iletişim ve entegrasyon sıkıntısı olduğunu söyleyen Karancı, “Suyumuz sahipsiz” dedi. Karancı, su kanunun yenilenmesini önerdi. Karancı, suyun korunmasında jeoloji mühendislerine aktif görev verilmesi gerektiğini de söylerken, “Nasıl vergiler zayi olmasın diye vergi müfettişleri var, nasıl müfredata uygun eğitim alınsın diye okullara müfettiş gönderiliyor, jeoloji mühendisleri de su müfettişi unvanıyla sahada su yönetiminde aktif rol alabilir” diye konuştu.
ÜRETİMDE SUYUN MALİYETİ HESAP EDİLMİYOR
Tarımsal üretim yapılırken malzemeden, ilacı, gübresi, enerjisi, işçiliğine kadar her türlü girdinin maliyetinin hesap edildiğini ancak dönüm başına tüketilen on binlerce metreküp suyun hesap edilmediğine dikkat çeken Mustafa Karancı, “1 kilogram muz yetiştirmek için 800 litre su kullanıyoruz. Biz tropikal iklimde yaşamıyorsak bölgeye uygun tarım yapmamalıyız. Suyun bitmez tükenmez kaynak olmadığını bilmeliyiz. Tarımın da imar planı yapılmalı. Tarımsal üretim yapılırken, toprak yapısı, iklimi, suyu hesap etmeliyiz. Su varlığına uygun tarımsal üretim yapılmalı” diye konuştu.
SU FAKİRİ UYARISI
Devlet Su İşleri verilerine göre, kişi başına düşen su miktarı 2000’li yılların başında 1653 ton iken, bugün 1350 tona düştüğünü belirten Karancı, “2050 yılına kadar gerekli önlemleri almazsak kişi başı su miktarı 1100 tonunun altına düşecek. Su stresi yaşayan ülkeden çıkıp su fakiri ülke konumuna geleceğiz” dedi. Suyun, tarım, endüstri, sanayi, enerji üretimi için ihtiyaç olduğunu, bu ihtiyaçlarını karşılayamayan ülkenin rekabet gücünün kaybolacağını belirten Mustafa Karancı, “Nasıl ekonomiyi yönetemediğinizde fakir olursanız, suyu da doğru yönetemezseniz su fakiri olursunuz. Ekonomik verileri doğru politikalarla kısa sürede değiştirebilirsiniz ama suyu yönetmede geç kalırsanız, politikayı değiştirseniz bile suyu eski haline kavuşturmanız mümkün olmayabilir. Su siyaset üstüdür, suda doğru adımlar atmamız gerekiyor. Yoksa 2050 yılında üretim ve içme noktasında su sıkıntı çekeriz” uyarısında bulundu.
2,5 MİLYAR İNSAN SAĞLIKLI SUYA ULAŞAMIYOR
Dünyada 2,5 milyar insan sağlıklı suya ulaşamadığını ifade eden Mustafa Karancı, “Su krizine doğru evriliyoruz. Ülkeler arası su geriliminin artacağı bir döneme yaklaşıyoruz. Mutlaka önlemlerimizi almalıyız” dedi.
BİR TURİST GÜNDE 800 LİTRE SU TÜKETİYOR
Antalya’nın nüfusunun 2,7 milyon olduğunu ancak 25 milyon misafire ev sahipliği yaptığını belirten Karancı, “Biz günde 220 litre su tüketirken, bir turist günde 800 litre su tüketiyor. Antalya turizmi önemli, ülkeye 17,5 milyar dolar döviz rezervi katkısı var ama suyumuz sınırsız değil. Suyun sürdürülebilir olması için adımlar atılmalı. Nasıl ki oteller enerji ile ilgili kısıtlamalara, tasarrufa gidiyorsa suyla ilgili de tasarruf tedbirleri alınmalı” diye konuştu.
MODERN SULAMA SİSTEMİ SUDA 3’TE 2 SU TASARRUFU SAĞLIYOR
Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı ve Antalya Tarım Konseyi İcra Kurulu Üyesi Ali Top, temiz suyun yüzde 77’sinin tarımda kullanıldığını belirtirken, tarımdaki su tasarrufunun önemine dikkat çekti. Vahşi sulama sisteminden vazgeçilerek tamamen damlama sulama sistemine geçilmesi gerektiğini vurgulayan Top, “Antalya bu konuda Türkiye’ye örnek bir kent. Seraların tamamında modern sulama sistemleri kullanılıyor. Bunun ülke geneline yaygınlaştırılması lazım” dedi. Ali Top modern sulama ile vahşi sulama sistemi arasında 3’te 2 oranında su tasarrufu sağlandığını vurguladı.
ÜRETİM SU VARLIĞINA GÖRE YAPILMALI
Tarımsal Üretim Planlaması İl Teknik Komite’nin üretim planlaması için önemli bir oluşum olduğunu ancak burada ziraat mühendislerinin olmamasının büyük eksiklik olduğunu kaydeden Ali Top, “Ürün planlaması yapılırken, mühendisliği göz ardı edemezsiniz” dedi. Üretim planlamalarının su varlığı dikkate alınarak yapılması gerektiğini vurgulayan Ali Top, “Devlet planlama ve desteklemelerini artık suya göre yapmalı. Kurakçıl peyzaj ve üretim artık gündemimizde olmalı. Geleceğimiz suya bağlıysa, suyun yönetimini kontrollü ve doğru yapmalıyız” diye konuştu.
Gündem
LÖSEV İYİLİKLER ÇARŞISI PROJESİNİ ANTALYA’DA GERÇEKLEŞTİRDİ

Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV), kanserle mücadele eden çocuklar ve ailelerine yönelik çok yönlü bir alışveriş deneyimi sunduğu İyilikler Çarşısı projesini Antalya’da yeniden hayata geçirdi. 15 Mart Cumartesi günü Antalya’da kurulan İyilikler Çarşısı hız kesmeden Ankara, İzmir, Bursa, Samsun, Adana, Eskişehir ve Kayseri’de de kurulacak.
LÖSEV- Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı, Türkiye genelinde sayıları 100 bini aşan kayıtlı hasta ve ailelerine, 27 yıldır olduğu gibi tamamen ücretsiz tedavi ve eğitim hizmetlerinin yanı sıra maddi-manevi desteklerini iletmeye devam ediyor.
15 Mart Cumartesi günü Antalya Cam Piramit’te kurulan İyilikler Çarşısı Projesi ile çarşıda, kanser tedavisi gören LÖSEV’e kayıtlı hastalar ve onların aileleri, vakfa kayıtlı diğer ihtiyaç sahibi ailelerle birlikte; oyuncaktan gıdaya, zücaciyeden tekstile kadar günlük ihtiyaçlarını diledikleri ürünler arasından seçerek karşılayabildiler. LÖSEV tarafından tamamen sembolik olarak tasarlanan LÖSEV para kuponlarıyla gerçekleşen alışverişlerde, ayrıca çekilişlerle tatil, beyaz eşya, bisiklet ve teknoloji ürünleri gibi çeşitli ödüller de verildi.
Antalya’da Alışverişin Ötesinde Bir Dayanışma Buluşması Yaşandı
İyilikler Çarşısı yalnızca bir alışveriş alanı değil, aynı zamanda bir dayanışma buluşması olarak tasarlandı. Alanda, vakfa kayıtlı hastalar ile ailelerine manevi destek sağlanırken; müzik, dans ve çeşitli etkinliklerle zenginleştirilen alışveriş deneyimi şenlik havasında geçti. Ayrıca, alandaki animasyon gösterileri ve etkinlik stantlarıyla birlikte çocuklar keyifli anlar yaşadı.LÖSEV’inKurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Üstün EZER, “Ailelerimiz bu hastalığın yükü altında ezilmemeliler. İhtiyaç sahibi aileler çocuklarına et, çamaşır makinesi, oyuncak alabilmeli. Burada onların eksik kalan tüm ihtiyaçlarını karşılıyoruz. İlaçlar, tedaviler, kan bağışları; bunlar hastalığın iyileşmesinde sadece yüzde 50’yi oluşturuyor. Diğer yarısı ise moral, temiz bir ortamda yaşamak ve iyi beslenmek. Biz LÖSEV olarak bu eksik kalan yüzde 50’yi tamamlamak için çalışıyoruz. Asgari ücretle geçinen bir ailenin çocuğuna alacağı eti, buz dolabı, televizyonu veya oyuncağı yoksa biz devreye giriyoruz. Ailelerimize düzenli olarak destek sağlarken, ramazan ayında İyilikler Çarşısı ile onlara diledikleri ihtiyaçları seçme hakkı tanıyoruz.” dedi.
Toplumda Pozitif Etki Yaratmak İçin Destek Çağrısı!
LÖSEV- Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı, İyilikler Çarşısı’na katkı sağlamak isteyenleri de projeye destek vermeye çağırıyor. Vakıf, projeye katkı sağlamak isteyen resmî ve özel tüm kurum, kuruluş, firma ve iş insanlarına şu mesajı iletiyor: “İyilikler Çarşısı, büyük bir sosyal sorumluluk ve duyarlılık hareketidir. Yalnızca lösemili çocuklar ve kanser hastalarına verilen sembolik LÖSEV parasıyla alışveriş yapılabilecek bu çarşıya; ürün ve hizmetleriyle katkı sağlayacak tüm işletmeler; stantlarıyla görünürlük kazanırken, toplumsal ihtiyaçlara ve çevresel sürdürülebilirliğe katkı sunma fırsatına sahip olacaklar. İyilikler Çarşımıza siz de destek verin ve bir çocuğumuzun hayatına bir gün de siz katın.”
Gündem
Tolga Cömertoğlu’ndan, Sevgi Evleri ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nda kalan 1200 çocuğa; “Sizler, benim kader ortağımsınız”

Antalyasporluluğu ve hayırseverliği ile tanınan iş insanı Tolga Cömertoğlu, eşi Manolya Cömertoğlu ve Antalya’nın en büyük sivil toplum örgütü olan 07 Gençlik ile birlikte; Sevgi Evleri ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nda kalan 1200 çocuk için iftar yemeği düzenledi.

Antalya Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen ve Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Yakup Ali Kahveci, Muratpaşa Kaymakamı İhsan Kara, Antalya Gençlik ve Spor İl Müdürü Yavuz Gürhan, Antalya İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Tarık Hekimoğlu, Antalya Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Sayın Galip Sökmen’in de katıldığı bu iftar yemeğinde Sevgi Evleri ve Çocuk Esirgeme Kurumlarında kalan 1200 çocuğa konuşma yapan Antalya Valisi Hulusi Şahin, “Bizim de çok sevdiğimiz ve iple çektiğimiz bir program. Tolga Bey ve ailesi, bunu gelenekselleştirdi. Bu salonda toplanıyoruz ve devlet koruması altındaki çocuklarımızla bir araya geliyoruz. Aslında bir aile meclisi bu. Çünkü, bu devlet dediğimiz çatının altında, millet dediğimiz ailenin fertleri olarak bir aradayız. Sizler, bizlere bu milletin emanetlerisiniz. Sizler için ne gerekiyorsa yapmaya her zaman hazır olduk. Hem devletin imkanlarını hem de hayırseverlerimiz kendi imkanlarını her zaman sizin için seferber ediyorlar. Fakat önemli olan maddi imkanlar değil, asıl önemli olan sevgi. Bizler, sevgilerimizi kalbimizi açarak sizlerle paylaşıyoruz. Sizlerin, ülkemizin geleceği olduğunuzu çok iyi biliyoruz. Bugün, bizim desteğimize ihtiyaç duyuyorsunuz ama yarın sizler, bu ülkenin mimarları olacaksınız ve bu güzel ülke, sizlerin omuzlarında gelişecek, büyüyecek, geleceğe umutla bakacak. Ben, her bir evladımızın gözünde o çalışkanlığı ve memleket sevgisini görüyorum. Emin olun bugünler de geçecek ve erişkin olduğunuz zaman sizler de başkalarının elinden tutacaksınız. İşte o zaman, Tolga abinizi ve Manolya ablanızı hiç unutmayın. Onlar gibi olmaya çalışın. Olabilecek en güzel rol model örneklerini burada görüyoruz. Kendilerine şükranlarımı sunuyorum, Allah sayılarını artırsın. Sizler gibi iyi insanlar sayesinde bu yerler, gökler ayakta duruyor. İyiliklerle bu ülke, bu dünya ayakta duruyor.” şeklinde konuştu.
Tolga Cömertoğlu: İple Çekiyoruz

Her Ramazan ayında çocuklar için iftar programı düzenleyen Cömertoğlu ise yaptığı konuşmada, “Eşim Manolya ile beraber Ramazan olduğunda iple çektiğimiz gün bugün. Başka hiçbir iftara katılmıyoruz. Sizleri özenle, hasretle bekliyoruz burada. Sizler, benim kader ortağımsınız. Annesizlik ve babasızlık çok zordur. Kötü günler de zordur ama iyi günlerde annesizlik ve babasızlık daha zordur. Hep söyledim, başarılı olursun, zengin olursun, insanlara yardım edersin. Kendinle onur-gurur duyarsın, herkes sana “Allah razı olsun” der ama onurlandırabileceğin bir annen ve baban olmaz. Büyük üzüntüdür. Lakin üzülmeyin kardeşlerim, benim size söyleyeceğim çok önemli bir şey var. Yabancı ülkelerde bir söz vardır, “Öldürmeyen acı, insanı güçlendirir.” Siz esasında, diğer yaşıtlarınızdan daha şanslısınız. Hak etmeseniz de bazı güçlükleri erken yaşta yaşayarak daha da güçleniyorsunuz. Lütfen bu gücünüzü, vatanınız ve milletiniz için iyi şeylerde kullanın. Kardeşlerim, sizler daha şanslısınız. Sizler, benim bu yaşıma geldiğim güne kadar gördüğüm, hayatta edinmesi en zor adab-ı muaşeret kanunları ve karakter etiklerinden biri olan “paylaşmayı” kaldığınız bu evlerde öğreniyorsunuz. Ben gördüm arkadaşlar, gücü elde edeni gördüm, zengin olanı gördüm, makam mevki de gördüm. Birinci, en zor şey paylaşmaktır. Ama rahmetli dedemin güzel bir lafı vardır; “Allah’ın bu dünyada eli yok derler, lakin bizim gibi neferleri var. O’nun nasip ettiğini, sizler gibi hak edenlerle paylaşanlar var.” O yüzden genç kardeşlerim, bu genç yaşta istemeden de olsa, öğrendiğiniz bu güzel paylaşma duygusunu devam ettirin. Paylaştıkça çoğalır servet, paylaştıkça azalır dertler.” İfadelerini kullandı.
Çocuklar için oyun alanı da kuruldu

Gerçekleştirilen iftar organizasyonunda çocuklar için oyun alanları da kurulurken; Sevgi evleri ve çocuk esirgeme kurumlarında kalan çocukların iftar saatine kadar oyunlarla eğlenmeleri ve güzel vakit geçirmeleri de sağlandı.

Çocuklarla Beraber Oynadı
Tolga Cömertoğlu ve eşi Manolya Cömertoğlu ile 07 Gençlik’in organize ettiği; Sevgi Evleri ve Çocuk Esirgeme Kurumlarında kalan 1200 çocuğun misafir edildiği iftar programı öncesinde çocuklar, kurulan oyun alanlarında doyasıya eğlenirken, Antalya Gençlik ve Spor İl Müdürü Yavuz Gürhan da çocukların eğlencesine dahil oldu.
Kurulan oyun alanları gezen Gürhan, çocuklarla birlikte oyun oynayarak onlara eşlik etmeyi de ihmal etmedi.